Olduğu Gibi – Bölüm 5

Erdinç odaya döndüğünde Ayla ortalıkta yoktu. Biraz sonra Ayla’nın, soyunma kabininden gelen sesi ile irkildi. Odayı boş zannediyordu ama duyduğu seslere bakılırsa kabinde bir kişi daha vardı. Bu konuda daha önce tartışmışlardı ama Ayla uslanmayacaktı belli ki. Üstelik Erdinç artık ders verecek gücü bulamıyordu kendinde. Makyaj masasına oturdu. Aynaların ışığını açtı. Peruğunu çıkardı; ter içinde kalmıştı. Ayla’nın zevkten inleyişini ve arada bir de sinirli sesini duyuyordu.

“Dur yapma diyorum”

“Hadi lütfen!”

“Ay defol şurdan çık dışarı hadi”

Kabinde olanlar hiç umrunda değildi Erdinç’in. Az sonra Fırat girdi odaya. Erdinç’le gözgöze geldiler.

“Burada mı?” diye sordu Fırat.

Erdinç kafasıyla kabini işaret etti. Kabinin perdesi fazlasıyla hareketliydi. Fırat yüzünü ekşitti.

“Ayla Hanım sıranız geldi” diye seslendi; Erdinç’le gülüştüler.

“Ay hanım diyen dilini yerim senin, geliyorum şekerim fermuarım sıkıştı da”

“Ben yardım edebilirim isterseniz”

Ayla’nın o an panikten titreyen sesi duyuldu:

“Ay yok ayol ben hallediyorum… Hah oldu oldu”

Fırat içerde olan biteni biliyordu elbette, yine de bu oyuna devam etti. Sonra gülerek dışarı çıktı. Erdinç makyajını silerken, telefonundaki cevapsız aramalara baktı. Selim aramıştı defalarca. “Ne istiyorsun?” diye söylendi; telefonla kavga eder gibi. Aynaya bakarak makyajını silmeye devam etti.

O gece kulüp yine tıklım tıklımdı. İnsanlar ipini koparmış gibi doluşmuştu İstiklal caddesine, ve tüm eğlence yerleri hınca hınç dolmuştu.

Erdinç tuvaletten çıkmış, arkadaşlarının yanına doğru ilerliyordu. İnsanların arasından geçmeye çalıştı. Herhangi bir yakınlaşmaya izin vermemek için arkası dönük insanların yanından geçerken o da sırtını dönüyordu. Tırmalanmaya veya kıskanç sevgililer tarafından hırpalanmaya niyeti yoktu.

Tam bu şekilde ilerlerken yanından geçtiği adamlardan biri hızlıca sarıldı Erdinç’e. Sonra boynundan öptü. Erdinç’i yakalamıştı ve kendine doğru bastırıyordu. Kapana düşmüş fare gibi çırpınıyordu Erdinç.

“Tanışabilir miyiz?” dedi adam ama çoktan tanışmaktan öteye geçmişlerdi.

Oflayıp poflayarak adamın kollarından kurtuldu Erdinç.

“Çekil şurdan!”

Sonra biraz önceki özeni bir kenara bırakıp, insanları yararak ilerledi. Arkadaşlarının yanına geldi. Sevgilisine sarılıp dudaklarından öptü. Ardından da olanları anlattı.

Sevgilisinin arkadaşlarından Selim gülmeye başladı.

“Aferin oğlum, bu sefer iyi yere atmışsın kapağı” dedi Bora’ya. Bora’nın yüzü kızarmıştı. Erdinç olan biteni anlamaya çalışırken, az önceki adam yanlarına geldi.

Selim adamın yanağına bir öpücük kondurdu.

“Testi geçtiniz Erdinç Bey” dedi. “Tanıştırayım, bu Kayahan”

Erdinç Bora’ya sinirli bir bakış fırlattı. O sırada Bora utançtan ölmek üzereydi. Kulağına bir şeyler fısıldayarak Erdinç’i yatıştırmaya çalıştı.

“Selim sarhoş biraz kusuruna bakma. Benim bu oyundan haberim yoktu” dedi.

Erdinç çok kızmıştı ama Bora’nın doğru söylediği belliydi.

Zoraki gülerek elini uzattı.

“Kusura bakma, Selim’in arkadaşı olduğunu bilseydim…”

“Önemli değil canım…” diye atladı Kayahan, “…öptüm ya zaten”

Erdinç daha da sinirlenmişti ancak eğleniyor gibi görünmeye çabalıyordu. Adam kendisinden epey büyüktü. Bu tip adamların 20’lik gençlere, şaka yollu yanaşma çabalarını biliyordu. Hatta az önce kendisine zorla sarıldığında, adamın sertleştiğini hissetmişti. Erdinç sakinleşmek için dans etmeye başladı.

“Madem arkadaşınız, o zaman dans etmemiz sorun olmaz değil mi?” diye sordu Selim’e.

Kayahan sırıttı,

“Gençlerle başa çıkmak zor işte”

Bora’ya söylediği bu söz, Bora’nın Erdinç’ten sadece üç yaş büyük olması sebebiyle pek de etkili olmamıştı. Erdinç, Kayahanın elinden tuttu ve peşinden, dans eden insanların arasına doğru çekti. Bora ve Selim’den yeterince uzaklaşmışlardı. Dans etmeye başladılar. Az sonra çok daha güzel parçalar çalmaya başlamıştı.

“Bayılıyorum bu şarkıya” dedi Erdinç

“Ben ilk defa dinliyorum” dedi Kayahan

“Aaa çok güzeldir”

Kayahan gözlerini Erdinç’ten alamıyordu. Erdinç bunu farketmişti. Arkasından geçen barmen O’nu itince Kayahan’a biraz daha yaklaşmıştı. Dans ederken sordu:

“Selim’le sevgili misiniz?”

“Yok yahu Selim benden çok genç”

“E olsun ne olur ki?”

“O istiyor ama ben düşünmüyorum”

Kayahan başka birini düşünüyordu belli ki.

“Bence yaş o kadar mühim değil, mesela ben çoluk çocuktan hoşlanmıyorum”

“Ama Bora da senin yaşlarında”

“Evet ama ne bileyim bir şeyler eksik sanki”

Kayahan konuşmanın ilerleyişinden epey hoşlanmıştı. Bu sefer ilk soran o oldu.

“İdealin değil mi Bora?”

“Tip olarak değil, sadece iyi anlaşıyoruz” dedi Erdinç.

“Sen nasıl tiplerden hoşlanıyorsun?”

Erdinç dans etmeye devam etti, sonra şarkının nakaratında Kayahan’ın gözlerinin içine bakarak şarkıyı söylemeye başladı

“…100 percent… pure love!”

Kayahan’a gülümsedi. Kayahan’ın hoşuna gitmişti. Sonra Erdinç biraz yaklaştı. Arkasını dönüp, sırtını yasladı Kayahan’a. İlk yakınlaşmalarındaki gibi Kayahan’ın kollarını tutup kendi önünde birleştirdi. O’nunla birlikte hareket ettirmeye başladı vücudunu. Yüzünü göremiyordu ama büyük ihtimalle sırıtıyor olmalıydı Kayahan. Biraz sonra adam yine sertleşmişti. Şarkı bittiğinde yine aynı şekilde kolundan tutup Bora ve Selim’in yanına getirdi Kayahan’ı.

“Çıkalım mı?” diye sordu Bora’ya.

Bora gece kötü bir şey olmadan bitsin istiyordu. Çıkarken Erdinç, Selim’e döndü:

“Ben testi geçtim, ama senin beğendiğin ve söylediğine göre seninle ciddi bir ilişki düşünmeyen bu adam iki defa ereksiyon olarak sınıfta kaldı.”

Sonra Bora’yla birlikte bardan çıktılar.

Erdinç makyajını silerken o geceyi hatırlamaktan rahatsız olmuştu. Selim’i sırf Bora’nın arkadaşı olduğu için sevmek zorunda kalmıştı uzun süre. Sonradan bir kaç defa aradaki buzlar erir gibi olduysa da; asla arkadaş olmamışlardı. Bir buçuk sene önce Bora’yla ayrıldıklarında iyi kötü arkadaş kalmayı becermişlerdi; ama ikisi de hayatlarına kimseyi sokmuyordu. Görüştüklerinde tehlikeli yakınlaşmalar oluyordu, ama orada kalıyordu her şey. Belki de becerememişlerdi.

Ayla nın sesi duyuldu yeniden.

“Ay yeter bırak, çıkmam lazım”

Kabinden çıkmaya çalışıyordu. Perde kafasına takılmıştı.

“Hadi dışarı hadi”

Erdinç Ayla’nın kabinden dışarı çıkardığı adamı görünce ne yapacağını bilemedi. Adam iş arkadaşı İsmet’ti. İsmet pantolonunu toplamakla meşguldü. Erdinç bu arada nasıl saklanacağını düşündü.Peruğunu eline aldı ama çok geç olduğunu farketti. İsmet şaşkın gözlerle aynadan Erdinç’e bakıyordu. Artık makyajı da yoktu yüzünde. Erdinç sadece kadın kıyafetleri ile oturuyordu sandalyede. İsmet bir an durakladı sonra:

“Erdinç?”

Erdinç tam bir şey söyleyecekti ki Ayla durumu kurtarmaya çalışarak

“Ne Erdinç’i şekerim? Aa Erdinç dedi sana ayol!” diye araya girmeye çalıştı

“Nasılsınız İsmet Bey?”

“Oğlum bu ne hal?”

Erdinç içinden bir sürü şey geçirdi, bir sürü şey söyleyebilirdi.

Ardından Fırat girdi içeri tekrar. “Ayla hadi!”

Ayla, İsmet’i iterek dışarı çıkardı.

“Hadi yavrum, yapacağını yaptın, işini bitirdin Naşşşş!”

Kapıyı kapatınca korkudan Erdinç in yüzüne bakamadı. Tam çıkacakken “Kusura bakma” diyebildi. Erdinç uzun zamandır Ayla’nın gerçek ses tonunu duymamıştı. Oflayarak sandalyesine yaslandı. Az önce apar topar takmaya çalıştığı peruğunu masanın üzerine attı. Selim’e telefon etti. Artık daha kötü ne olabilirdi ki?

Reklamlar
Etiketler

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: